~ h i d @ y e t ~ ~ h i d @ y e t ~
" Müslüman müslümanın kardeşidir. "
~ h i d @ y e t ~
SSSSSS  AramaArama  KayıtKayıt  ProfilProfil  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın  GirişGiriş 

GÖNLÜMÜN GÜLÜ MUHAMMED(S.A.V.)
Sayfaya git Önceki  1, 2
 
Başlığa cevap gönder    ~ h i d @ y e t ~ Forum Ana Sayfa -> HADÎS-İ ŞERİF ve SÜNNET
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
M.Talha
Kardeşimiz
Kardeşimiz


Kayıt: 08 Hzr 2006
Mesajlar: 124
Konum: ANKARA

MesajTarih: Cum Oca 12, 2007 3:39 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Onun ideali, insanlığa hizmetti, yoksa insanlığın kendisine hizmeti değildi. O sebepten eline geçeni yemez yedirir, içmez içirir, yönettiği insanların mutluluğuyla mutlu olurdu.
Yine adeti üzere bir miktar imkan biriktirmiş, çevresine de münadiler göndermişti.
Sesleniyorlardı Medine sokaklarında münadiler:
- Resulüllah mescidin önünde muhtaçları bekliyor. Miskin derecesinde ihtiyaç sahibi olanlar gelsin, hisselerine düşecek yardımı alsın, kimse mahrum kalmasın!
Az sonra mescidin önüne muhtaçlar toplanmışlardı. Mutluydular. Çünkü kasıp kavuran ihtiyaçlarının hiç olmazsa bir kısmını karşılayacak imkana kavuşacaklardı.
Nitekim düşündükleri gibi de oldu. Efendimiz gelenleri şöyle bir gözden geçirdikten sonra mevcudu da hesap ederek önünden geçenlere hisselerini veriyor, onlara tebessümle bakarak mutluluğunu da açıkça hissettiriyordu.
Mutluydu. Çünkü O'nun en büyük mutluluğu insana yardım, insana hizmetle meydana geliyordu. İşte o anda da insana hizmette bulunuyor, ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarını gideriyordu.
Nihayet elindeki mikan bitti, yardım isteyecek insan da bitti. Demek ki hesap iyi yapılmıştı.
Ne var ki çok sürmedi, ötelerden kan ter içinde koşup gelen bir bedevi görüldü. Adama hem ufkuna bakıyor, hem de nefes nefese koşmaya devam ediyordu. Nihayet geldi, şöyle bir nefeslendikten sonra söylendi.
- Yardım dağıttığınızı söylediler onun için nefes nefese koştum; ama yine de yetişemedim! Zaten hep şanssızım ben.
Çok üzgündü yoksul adam. Anlaşılan ihtiyacı da fazlaydı. Böyle bir fırsatı mutlaka değerlendirme niyetiyle koşmuştu; ama yine yetişememişti.
Sordular:
- İhtiyacın çok mu fazlaydı?
Saymaya başladı yardım alabilseydi neler alacağını.
Hepsi de zaruri ihtiyaçtı. Demekki adamın ihtiyacı şiddetliydi. Ama Rasulüllah'ın imkanı da bitmişti. Elinde avucunda olanı tümüyle vermiş, geriye tek dirhem bile kalmamıştı. Şimdi ne olacaktı?
Efendimiz şefkatle baktı bedeviye. Sonra da beklenmeyen teklifini yaptı yoksul adama:
- Üzülme ihtiyaçlarını yine alacaksın. Hem de hiçbirini bırakmaksızın!
- Nasıl? Diyerek heyecanlandı yoksul adam. Efendimiz kelimelere basa basa konuştu:
- Şimdi buradan kalk, şehrin içine dal, ihtiyaçlarını nerede bulursan al ve aldığın satıcılara da de ki:
- Mal bana ait, parasını ödemek de Resulullah'a! Allah'ın Resulü ödeyecektir. İstediğimi verin!
Resulüllah (sas) böylece verecek parası olmayınca muhtaçların borcunu yükleniyor, bir fırsatını bulup da ödeyeceğini düşünerek insanına böyle yardımda bulunuyor, insana hizmeti böyle en öne alıyordu.
Adam sevinçle çarşının yolunu tuttu. Zihninde neleri alacağının hesabını yaparak heyecanla gidiyordu.
Olaya şahit olan Hazreti Ömer, fedekarlığın bu kadarına razı olamamış gibiydi.
Nihayet düşüncesini dile getirmekten kendini alamadı da dedi ki:
- Ya Resulellah! Sen gücünün yettiğiyle mükellefsin, yoktan da vermekle değil. Elinde olanı tümüyle dağıttın, geriye bir şey kalmadı. Neden başkalarının borçlarını da yükleniyor, onların ihtiyaçlarını da karşılamak zorunda bırakıyorsun kendini? Bu kadarı da fazla değil mi?
Bu sözlerden hiç de memnun olmayan Resulüllah'ın yüzündeki tebessümün kaybolduğu görüldü. Halbuki o ana kadar çok mutluydu, tebessümü hiç eksik etmemişti.
Bu defa da masum bir adam söze karıştı;
- Ya Resulallah sen Ömer'e bakma ver, Allah da sana verir, dedi.
Bu söze memnun olan Resulüllah'ın tebessümü tekrar yüzünde belirdi, 'fedekarlığa devam et' sözünden memnun olduğu anlaşılıyordu.

_________________
Bir Mum Diğer Mumları Tutuşturmakla Işığından Hiç Bir Şey Kaybetmez.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Yazar Mesaj
M.Talha
Kardeşimiz
Kardeşimiz


Kayıt: 08 Hzr 2006
Mesajlar: 124
Konum: ANKARA

MesajTarih: Cum Oca 12, 2007 3:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Onun ideali, insanlığa hizmetti, yoksa insanlığın kendisine hizmeti değildi. O sebepten eline geçeni yemez yedirir, içmez içirir, yönettiği insanların mutluluğuyla mutlu olurdu.
Yine adeti üzere bir miktar imkan biriktirmiş, çevresine de münadiler göndermişti.
Sesleniyorlardı Medine sokaklarında münadiler:
- Resulüllah mescidin önünde muhtaçları bekliyor. Miskin derecesinde ihtiyaç sahibi olanlar gelsin, hisselerine düşecek yardımı alsın, kimse mahrum kalmasın!
Az sonra mescidin önüne muhtaçlar toplanmışlardı. Mutluydular. Çünkü kasıp kavuran ihtiyaçlarının hiç olmazsa bir kısmını karşılayacak imkana kavuşacaklardı.
Nitekim düşündükleri gibi de oldu. Efendimiz gelenleri şöyle bir gözden geçirdikten sonra mevcudu da hesap ederek önünden geçenlere hisselerini veriyor, onlara tebessümle bakarak mutluluğunu da açıkça hissettiriyordu.
Mutluydu. Çünkü O'nun en büyük mutluluğu insana yardım, insana hizmetle meydana geliyordu. İşte o anda da insana hizmette bulunuyor, ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarını gideriyordu.
Nihayet elindeki mikan bitti, yardım isteyecek insan da bitti. Demek ki hesap iyi yapılmıştı.
Ne var ki çok sürmedi, ötelerden kan ter içinde koşup gelen bir bedevi görüldü. Adama hem ufkuna bakıyor, hem de nefes nefese koşmaya devam ediyordu. Nihayet geldi, şöyle bir nefeslendikten sonra söylendi.
- Yardım dağıttığınızı söylediler onun için nefes nefese koştum; ama yine de yetişemedim! Zaten hep şanssızım ben.
Çok üzgündü yoksul adam. Anlaşılan ihtiyacı da fazlaydı. Böyle bir fırsatı mutlaka değerlendirme niyetiyle koşmuştu; ama yine yetişememişti.
Sordular:
- İhtiyacın çok mu fazlaydı?
Saymaya başladı yardım alabilseydi neler alacağını.
Hepsi de zaruri ihtiyaçtı. Demekki adamın ihtiyacı şiddetliydi. Ama Rasulüllah'ın imkanı da bitmişti. Elinde avucunda olanı tümüyle vermiş, geriye tek dirhem bile kalmamıştı. Şimdi ne olacaktı?
Efendimiz şefkatle baktı bedeviye. Sonra da beklenmeyen teklifini yaptı yoksul adama:
- Üzülme ihtiyaçlarını yine alacaksın. Hem de hiçbirini bırakmaksızın!
- Nasıl? Diyerek heyecanlandı yoksul adam. Efendimiz kelimelere basa basa konuştu:
- Şimdi buradan kalk, şehrin içine dal, ihtiyaçlarını nerede bulursan al ve aldığın satıcılara da de ki:
- Mal bana ait, parasını ödemek de Resulullah'a! Allah'ın Resulü ödeyecektir. İstediğimi verin!
Resulüllah (sas) böylece verecek parası olmayınca muhtaçların borcunu yükleniyor, bir fırsatını bulup da ödeyeceğini düşünerek insanına böyle yardımda bulunuyor, insana hizmeti böyle en öne alıyordu.
Adam sevinçle çarşının yolunu tuttu. Zihninde neleri alacağının hesabını yaparak heyecanla gidiyordu.
Olaya şahit olan Hazreti Ömer, fedekarlığın bu kadarına razı olamamış gibiydi.
Nihayet düşüncesini dile getirmekten kendini alamadı da dedi ki:
- Ya Resulellah! Sen gücünün yettiğiyle mükellefsin, yoktan da vermekle değil. Elinde olanı tümüyle dağıttın, geriye bir şey kalmadı. Neden başkalarının borçlarını da yükleniyor, onların ihtiyaçlarını da karşılamak zorunda bırakıyorsun kendini? Bu kadarı da fazla değil mi?
Bu sözlerden hiç de memnun olmayan Resulüllah'ın yüzündeki tebessümün kaybolduğu görüldü. Halbuki o ana kadar çok mutluydu, tebessümü hiç eksik etmemişti.
Bu defa da masum bir adam söze karıştı;
- Ya Resulallah sen Ömer'e bakma ver, Allah da sana verir, dedi.
Bu söze memnun olan Resulüllah'ın tebessümü tekrar yüzünde belirdi, 'fedekarlığa devam et' sözünden memnun olduğu anlaşılıyordu.

_________________
Bir Mum Diğer Mumları Tutuşturmakla Işığından Hiç Bir Şey Kaybetmez.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Yazar Mesaj
M.Talha
Kardeşimiz
Kardeşimiz


Kayıt: 08 Hzr 2006
Mesajlar: 124
Konum: ANKARA

MesajTarih: Cum Oca 12, 2007 3:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Onun ideali, insanlığa hizmetti, yoksa insanlığın kendisine hizmeti değildi. O sebepten eline geçeni yemez yedirir, içmez içirir, yönettiği insanların mutluluğuyla mutlu olurdu.
Yine adeti üzere bir miktar imkan biriktirmiş, çevresine de münadiler göndermişti.
Sesleniyorlardı Medine sokaklarında münadiler:
- Resulüllah mescidin önünde muhtaçları bekliyor. Miskin derecesinde ihtiyaç sahibi olanlar gelsin, hisselerine düşecek yardımı alsın, kimse mahrum kalmasın!
Az sonra mescidin önüne muhtaçlar toplanmışlardı. Mutluydular. Çünkü kasıp kavuran ihtiyaçlarının hiç olmazsa bir kısmını karşılayacak imkana kavuşacaklardı.
Nitekim düşündükleri gibi de oldu. Efendimiz gelenleri şöyle bir gözden geçirdikten sonra mevcudu da hesap ederek önünden geçenlere hisselerini veriyor, onlara tebessümle bakarak mutluluğunu da açıkça hissettiriyordu.
Mutluydu. Çünkü O'nun en büyük mutluluğu insana yardım, insana hizmetle meydana geliyordu. İşte o anda da insana hizmette bulunuyor, ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarını gideriyordu.
Nihayet elindeki mikan bitti, yardım isteyecek insan da bitti. Demek ki hesap iyi yapılmıştı.
Ne var ki çok sürmedi, ötelerden kan ter içinde koşup gelen bir bedevi görüldü. Adama hem ufkuna bakıyor, hem de nefes nefese koşmaya devam ediyordu. Nihayet geldi, şöyle bir nefeslendikten sonra söylendi.
- Yardım dağıttığınızı söylediler onun için nefes nefese koştum; ama yine de yetişemedim! Zaten hep şanssızım ben.
Çok üzgündü yoksul adam. Anlaşılan ihtiyacı da fazlaydı. Böyle bir fırsatı mutlaka değerlendirme niyetiyle koşmuştu; ama yine yetişememişti.
Sordular:
- İhtiyacın çok mu fazlaydı?
Saymaya başladı yardım alabilseydi neler alacağını.
Hepsi de zaruri ihtiyaçtı. Demekki adamın ihtiyacı şiddetliydi. Ama Rasulüllah'ın imkanı da bitmişti. Elinde avucunda olanı tümüyle vermiş, geriye tek dirhem bile kalmamıştı. Şimdi ne olacaktı?
Efendimiz şefkatle baktı bedeviye. Sonra da beklenmeyen teklifini yaptı yoksul adama:
- Üzülme ihtiyaçlarını yine alacaksın. Hem de hiçbirini bırakmaksızın!
- Nasıl? Diyerek heyecanlandı yoksul adam. Efendimiz kelimelere basa basa konuştu:
- Şimdi buradan kalk, şehrin içine dal, ihtiyaçlarını nerede bulursan al ve aldığın satıcılara da de ki:
- Mal bana ait, parasını ödemek de Resulullah'a! Allah'ın Resulü ödeyecektir. İstediğimi verin!
Resulüllah (sas) böylece verecek parası olmayınca muhtaçların borcunu yükleniyor, bir fırsatını bulup da ödeyeceğini düşünerek insanına böyle yardımda bulunuyor, insana hizmeti böyle en öne alıyordu.
Adam sevinçle çarşının yolunu tuttu. Zihninde neleri alacağının hesabını yaparak heyecanla gidiyordu.
Olaya şahit olan Hazreti Ömer, fedekarlığın bu kadarına razı olamamış gibiydi.
Nihayet düşüncesini dile getirmekten kendini alamadı da dedi ki:
- Ya Resulellah! Sen gücünün yettiğiyle mükellefsin, yoktan da vermekle değil. Elinde olanı tümüyle dağıttın, geriye bir şey kalmadı. Neden başkalarının borçlarını da yükleniyor, onların ihtiyaçlarını da karşılamak zorunda bırakıyorsun kendini? Bu kadarı da fazla değil mi?
Bu sözlerden hiç de memnun olmayan Resulüllah'ın yüzündeki tebessümün kaybolduğu görüldü. Halbuki o ana kadar çok mutluydu, tebessümü hiç eksik etmemişti.
Bu defa da masum bir adam söze karıştı;
- Ya Resulallah sen Ömer'e bakma ver, Allah da sana verir, dedi.
Bu söze memnun olan Resulüllah'ın tebessümü tekrar yüzünde belirdi, 'fedekarlığa devam et' sözünden memnun olduğu anlaşılıyordu.

_________________
Bir Mum Diğer Mumları Tutuşturmakla Işığından Hiç Bir Şey Kaybetmez.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Yazar Mesaj
zambak8383
Moderatör
Moderatör


Kayıt: 10 Hzr 2006
Mesajlar: 377
Konum: Allah'a giden bir yolda inşaAllah!..

MesajTarih: Cmt Oca 13, 2007 11:19 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Allah razı olsun kardeşim, gönlüne, eline sağlık...

Efendiler Efendisini çok güzel anlatmışsınız...

Rabbimiz şefaatine nail eylesin inş.

_________________
Boz bulanık olmaz bu yolda gönül,
Gerçek aşık olan beklemez ödül...



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Yazar Mesaj
M.Talha
Kardeşimiz
Kardeşimiz


Kayıt: 08 Hzr 2006
Mesajlar: 124
Konum: ANKARA

MesajTarih: Cmt Oca 20, 2007 8:35 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

zambak8383 yazmış:
Allah razı olsun kardeşim, gönlüne, eline sağlık...

Efendiler Efendisini çok güzel anlatmışsınız...

Rabbimiz şefaatine nail eylesin inş.


Amin Amin inşaAllah cümlemiz şefaatine nail oluruz.Alla'a emanet olun.

_________________
Bir Mum Diğer Mumları Tutuşturmakla Işığından Hiç Bir Şey Kaybetmez.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Yazar Mesaj
aglayan_GÖZLER
Kardeşimiz
Kardeşimiz


Kayıt: 27 Oca 2007
Mesajlar: 20
Konum: ILLA EDEB, ILLA EDEB

MesajTarih: Pzr Şub 11, 2007 7:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Güzel ALLAH razi olsun kardesim

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Yazar Mesaj
M.Talha
Kardeşimiz
Kardeşimiz


Kayıt: 08 Hzr 2006
Mesajlar: 124
Konum: ANKARA

MesajTarih: Çrş Mar 14, 2007 4:48 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

aglayan_GÖZLER yazmış:
Güzel ALLAH razi olsun kardesim

Amin sizdende inş.

Resülüllah (s.a.v) buyurdular ki;

-Allahü Teala her gün beş vakit namaz Kılmayı

Farz etti ve Şartlarına uyarak,her gün beş vakit namaz

Kılanı Cennete koyacağına söz verdi.”

Yine buyurdular ki.

--Namaz kılmayanlar Kıyamet günü ,Allah Teala’yı

kızgın olarak bulacaklardır..

Her gün beş kere,Allahu Teala’nın huzurunda olduğuna

Niyet eden kimsenin kalbi ihlas ile dolar..

Namazda yapılması emr olunan her hareket kalbe ve

Bedende de faideler sağlar..

Cemaatle namaz kılmak,Müslümanların kalplerini

Birbirini bağlar..

Birbirlerinin kardeş olduklarını anlarlar,karşılıklı sevgileri artar,

Kalplerini maneviat ile dolar..

Osman Zinnüreyn (r.a.) buyurur ki.

Eğer gönüller temiz olsaydı ,Kur’an’ın zevkini doyulmazdı..

--beş vakit namazı vaktinde devam üzere kılana dokuz

şey ikram edilir..

-Allah onu sever..

-Bedeni sağlam olur..

-Melekler onu korur

-Evine bereket iner..

-Yüzünde Salihler siması olur

-Allahu Teala kalbini yumuşatır.

-Sıratı şimsek gibi geçer..

-“onlar için korku ve hüzün yoktur “zümresinin ilhak eder.

Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdular ki.

--Yatsı namazını cemaatle kılan,gecenin yarısını ihya etmiş olur.

Sabah namazını cemaatle kılan,bütün geceyi ibadetle geçirmiş

Gibi olur”(Müslim)

-“Kırk gün birinci tekbiri kaçırmadan cemaatle namaz kılan iki Berat yazılır.

Biri Cehennemden kurtuluş,diğeri nifaktan kurtuluş beratıdır..(Tirmizi)

YA RABBİ !

Bizleri namazlarını dosdoğru kılanlardan eyle!

Namazda pek çok sırların gizli olduğu muhakkak,bizlerin bu sırlardan haberdar eyle!

İmanımızı ,ihlasımızı,ahlakımızı,aşkımızı daimi olarak artır ki,

Hüsü üzere ibadet edebilelim..

Yapmış olduğumuz ve bilmeyerek yapmakta olduğumuz

Kusurlarımızı bağışla..

Senden Sana iltica ederiz..

Affına sığınırız..AMİN..

_________________
Bir Mum Diğer Mumları Tutuşturmakla Işığından Hiç Bir Şey Kaybetmez.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Yazar Mesaj
M.Talha
Kardeşimiz
Kardeşimiz


Kayıt: 08 Hzr 2006
Mesajlar: 124
Konum: ANKARA

MesajTarih: Prş Mar 15, 2007 4:49 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Ebu hureyre{r.a}dan rivayet edldigine gore bir gun o agac dikerken resulullah[s.a.v}onun yanina ugradi ve sordu:"ya ebu hureyre ne dikiyorsun?"dedimki:fidan.buyurduki;"ben sana bu fidandan daha hayirli bir fidan haber vereyimmi? SUBHANALLAHI VELHAMDU LILLAHI VE LA ILAHE ILLALLAHU VALLAHU EKBER.BUNU HERDEYISINDE SANA CENNETTE BIR AGAC DIKILIR.

_________________
Bir Mum Diğer Mumları Tutuşturmakla Işığından Hiç Bir Şey Kaybetmez.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Yazar Mesaj
M.Talha
Kardeşimiz
Kardeşimiz


Kayıt: 08 Hzr 2006
Mesajlar: 124
Konum: ANKARA

MesajTarih: Cum Mar 16, 2007 5:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi,
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi..
Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi.

Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam.

Anladım vaslına ermek için artık çok geç,
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek..
Anladım vaslına ermek için artık çok geç...


Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ardından..
Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından.

Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!

Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;
Sensiz geçen bu acı rüyadan kurtulayım..
Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım..

Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,
Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;
Göster çehreni ki güneş gurûba kaymakta..
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta...

Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!

_________________
Bir Mum Diğer Mumları Tutuşturmakla Işığından Hiç Bir Şey Kaybetmez.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Yazar Mesaj
M.Talha
Kardeşimiz
Kardeşimiz


Kayıt: 08 Hzr 2006
Mesajlar: 124
Konum: ANKARA

MesajTarih: Cum Mar 16, 2007 5:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi,
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi..
Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi.

Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam.

Anladım vaslına ermek için artık çok geç,
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek..
Anladım vaslına ermek için artık çok geç...


Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ardından..
Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından.

Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!

Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;
Sensiz geçen bu acı rüyadan kurtulayım..
Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım..

Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,
Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;
Göster çehreni ki güneş gurûba kaymakta..
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta...

Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!

_________________
Bir Mum Diğer Mumları Tutuşturmakla Işığından Hiç Bir Şey Kaybetmez.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Yazar Mesaj
M.Talha
Kardeşimiz
Kardeşimiz


Kayıt: 08 Hzr 2006
Mesajlar: 124
Konum: ANKARA

MesajTarih: Cum Mar 16, 2007 5:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi,
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi..
Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi.

Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam.

Anladım vaslına ermek için artık çok geç,
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek..
Anladım vaslına ermek için artık çok geç...


Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ardından..
Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından.

Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!

Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;
Sensiz geçen bu acı rüyadan kurtulayım..
Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım..

Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,
Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;
Göster çehreni ki güneş gurûba kaymakta..
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta...

Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!

_________________
Bir Mum Diğer Mumları Tutuşturmakla Işığından Hiç Bir Şey Kaybetmez.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Yazar Mesaj
diyar-ı ebrar
Kardeşimiz
Kardeşimiz


Kayıt: 22 Ksm 2006
Mesajlar: 136
Konum: inşaallah,illaallah!

MesajTarih: Sal Mar 20, 2007 1:42 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

,
RABBİM razı olsun kardeşim emeğinize sağlık
onu anlatmaya kelimeler yetermi? Çok üzüldüm
selam ve da ile....

_________________
her şeyi geç RABBİNE kaç göreceksin herşey ondadır!!!
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Başlığa cevap gönder    ~ h i d @ y e t ~ Forum Ana Sayfa -> HADÎS-İ ŞERİF ve SÜNNET Tüm zamanlar GMT
Sayfaya git Önceki  1, 2
2. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Powered by phpBB © 2001, 2002 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
Arthur Theme

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.048