EVLİYÂNIN RUHÂNİYETLERİNE TEVESSÜL
Enbiyâ, evliyâ ve ulemâyı vesile ittihaz etmek ilahî nass ile sabittir. Ehl-i hayrı vesile etmek de câizdir. Onlar hayatta olsun veya ahirete intikal etmiş bulunsun eşittir.
Bunu füyüzât-ı ilâhîyeden mahrum olan ve kötü inanca mübtela olanlardan başkası inkâr etmez. Münkirden ve siretinden Allah’a sığınırız.
Tevessüle delil olarak Kur’an-ı kerim’de:
“Bana kuvvetle yardım ediniz.” (Kehf: 95)
Âyet-i kerime’si gösterilir.
Hadis’lerden de şahıslarla tevessüle delil olarak şu hadisler gösterilmiştir.
Zikir yaparken titremek, hareket etmek menduptur. Büyük mukaddis Hafız Ebu Nuaym Ahmed bin Abdullah el-Isfehânî, Ali bin Ebî Tâlib -radiyallahu anh-e ulaşan sened ile rivayet eder ki:
Bir gün Cenâb-ı Ali -radiyallahu anh-, Ashâb-ı kiram’ı tavsîf ederken şöyle buyurmuşlardır.
“Onlar Allah-u Teâlâ’yı zikrederlerken, rüzgârın şiddetli olduğu bir günde ağaçların iki tarafa meylettikleri gibi müteharrik (hareketli) olarak zikrederler ve gözyaşları elbiseleri üzerine sel gibi akardı.”
Sahabe-i kiram da zikirde hareket ettikleri vakit sağa-sola meylederek zikrederlerdi. Onlar rüzgârlı bir gündeki ağacın haline benzer bir şekilde zikrettiklerinden dolayı, iki tarafa meylin mübah olduğu sabittir.
Semâa gelince: Şâfii imamları ve diğerlerinin fetvâlarıyla övülmüştür. Fakat bu semâ, fâsıkların bir araya gelerek alât-ı münkere (yasaklanmış âletler) ile yaptıkları semâ değildir. Çünkü onların maksatları hayra ma’tuf değildir.
ŞEYH MUHAMMED ES’AD ERBİLÎ (Kuddise Sırruh) / Er-Risâletü’l-Es’adiyye Fit-Tarîkati’l-Aliyye